AÖF KİTAP SIRA SİZDE SORULARI VE CEVAPLARI ÜNİTE 01-04

Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisi (5.dönem)

AÖF KİTAP SIRA SİZDE SORULARI VE CEVAPLARI ÜNİTE 01-04

Okunmamış mesajgönderen exe » Prş Kas 03, 2011 5:45 pm

TOPLUMSAL CİNSİYET SOSYOLOJİSİ-AÖF KİTAP SIRA SİZDE SORULARI VE CEVAPLARI ÜNİTE 01-04

ÜNİTE 01

Sıra Sizde 1 : Türkçede kadınlar ve erkeklerle ilgili atasözleri bulunuz ve bunlardaki kalıp yargıları tanımlayınız.

Sıra Sizde 1
Türkçede ve başka dillerde kadınların ve erkeklerin toplumsal konumlarını, cinsiyetçiliği, ataerkilliğin gücü- nü anlatan çok sayıda atasözü vardır ve bunlar günlük hayatımızda kullanıldıklarında, toplumsal cinsiyet eşit- sizliklerini yeniden ürettikleri, kadınların ikincilliklerini erkeklerin üstünlüklerini pekiştirdikleri için hiç de öyle göründükleri gibi masum değillerdir. Bu atasözlerine göre kadınlar tembel (‘Kocasından sonra kalkan karı- dan, Hazirandan sonra ekilen darıdan hayır gelmez’), asalak (‘Kaşık düşmanı’), güvenilir olmayan (‘Babaya dayanma, karıya güvenme’), cinsel arzularını kontrol edemeyen (‘Ersiz avrat, yularsız at’) bireylerdir. Ayrıca evlilik yaşı ile ilgili ön yargılar içeren (‘Kız çay yaprağı- na benzer, zamanını geçirdin mi kartlaşır”), namus ve bekâret ile ilgili olan (“Tarlayı düz, karıyı kız al) erkeğe üstünlük tanırken (Erkek sel, kadın göl; Erkek söyler, kadın dinler), kadınları ikincil kılan hatta aşağılayan çok sayıda atasözü vardır, Bütün kalıp yargılar bu ata- sözleriyle nesilden nesile taşınır.


Sıra Sizde 2 : Birleşmiş Milletlerin çok kapsamlı bir ‹nsan Hakları Sözleşmesi’nin varlığına rağmen bir de Kadınlara Karşı her türlü Ayrımcılığı Önlenmesi Sözleşmesi’ni hayata geçirmesinin nedenleri nasıl açıklanabilir?

Sıra Sizde 2
Evrensel insan hakları söylemi kadın veya erkek farkı gözetmeden dünya üzerinde bütün insanların eşit olduğu anlayışını savunur. Ancak dünya üzerinde kadınlar ayrımcılığa uğramakta ve hakları ihlal edilmektedir. Bu nedenle birçok ülke tarafından imzalanmış bir ‹nsan Hakları Sözleşmesi olduğu halde Kadınlara Karşı her türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslar arası Sözleş- mesi hayata geçmiştir. Bu sözleşme 18 Aralık 1979’da Birleşmiş Milletler bünyesinde bulunan 81 ülke tarafın- dan imzalandı ve 3 Eylül 1981’de yürürlüğe girdi. Tür- kiye sözleşmeyi 1985 yılında onayladı. Sözleşmenin bi- rinci maddesi, ‘kadınlara karşı ayırımın’ ne demek ol- duğunu tanımladı: “Kadınlara karşı ayrım deyimi, ka- dınların medeni durumlarına bakılmaksızın ve kadın ile erkek eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik, sos- yal, kültürel, medeni veya diğer sahalardaki insan hak- ları ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, kullanılma- sını ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen veya or- tadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsiyete bağlı olarak yapılan herhangi bir ayrım, mahrumi- yet veya kısıtlama anlamına gelecektir” (Çağdaş Hu- kukçular Derneği Kadın Komisyonu, 1993: 85). Bu söz- leşme, Birleşmiş Milletler temsilcilerinin kadınların hak- larının ‹nsan Hakları Sözleşmesi ile yeterince koruna- madığını düşündüklerini göstermesi açısından anlamla- dır. Bu sözleşmeye kadın hakları açısından önemini vurgulamak için ‘Kadın Anayasası’ diyenler dahi vardır. CEDAW Sözleşmesi olarak kısaltılmış ismi ile bilinen bu sözleşme hakkında daha fazla bilgiyi (http://www.ksgm gov.tr/uluslararasi_Belgeler) adresinden elde edebilirsiniz.


Sıra Sizde 3 : Türkiye’de son otuz senede kadınları koruyacağı ve toplumsal konumlarının yükselmesi- ne yardımcı olacağı düşünülerek yasal düzenlemeler yapıldı. Buna karşılık, başta kadın hakları savunucuları olmak üzere birçok kişi ve grup bu düzenlemelerin istenen değişik- liklerin gerçekleşmesine yaramadığını, kadınların yaşamlarında önemli değişiklikler mey- dana getirmediğini düşünmektedir. Kadın hakları savunucularının bu iddialarını liberal feminizme getirilen eleştirileri dikkate alarak tartışınız.

Sıra Sizde 3
Kadın hakları savunucuları bu düşüncelerinde haklıdır- lar. Yasal düzenlemeler, toplumsal yapıda, siyasal sis- temler ve kurumlarda, aile, din, eğitim, hukuk ve med- ya kurumlarında köklü değişmeler olmadıkça kadınla- rın konumunda olumlu değişmelerin gerçekleşmesi güçtür. Ataerkillik bu kurumların hepsinin içine nüfuz etmiştir. Tüm iktisadi, siyasi, dini toplumsal ve kültürel kurumlar erkeklerin elinde ve denetimindedir. Kadınla- rın üretici olarak emek güçleri, doğurganlıkları, cinsel- likleri ve hareket özgürlükleri ataerkillik tarafından dü- zenlendiği ve kontrol edildiği için sadece yasal düzen- lemeler ile konumlarında iyileşme sağlanamaz. Liberal feministler erkek egemenliğinden söz etmezler. Yasal değişikliklerle ve kadınlara (ve erkeklere) sağlanacak eğitimle toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kalka- cağına inandıkları için kurumsal müdahalelere rağmen eşitsiz uygulamaların devam ettiğini gördüklerinde de hayal kırıklığına uğrarlar.


Sıra Sizde 4 : Dünyada kadın bedenine yönelik şiddet içeren uygulamalara ne tür örnekler verebilirsiniz?

Sıra Sizde 4
Mary Daly, Gyn/ecology kitabında erkeklerin saldır- ganlıklarını hangi yollarla kadınları kontrol etmek için kullandıklarını anlatır. Hindistan’da evli kadınların ko- calarının ölümünden sonra kendilerini yakmak zorun- da olmaları (suttee), Çin’de kadınların ayaklarının sa- katlayacak derecede sıkı sıkıya bağlanması, Afrika’da kadın sünneti, Avrupa’da bekâret kemeri uygulaması ve cadı avı, Amerika Birleşik Devletleri’nde jinekoloji Mary Daly’nin geçmişte ve bugün kadın bedenlerine uygulanan şiddet konusunda verdiği örneklerdendir. Afganistan’da erkeklerin kadınların üzerinde kurduğu egemenliğin ve kadınlara yönelik şiddetin en çarpıcı örneklerini bulabileceğiniz şu kitapta kadınların baskı altına alınması kavramının ne anlama geldiğini somut olarak görebilirsiniz: Halit Huseyni ( Khaled Hosseini) Bin Muhteşem Güneş. 2011. Çev. Püren Özgüven. ‹s- tanbul: Everest Yayınları.


ÜNİTE 02 [/b

Sıra Sizde 1 : Feminist yöntembilimin kullanılmasını önerdiği nitel teknikler nelerdir?
Sıra Sizde 1
Feministler, kadınların düşünce ve yaşam deneyimlerinin özgül öznelliklerini sorgulayabilmek için öncelikli olarak nitel tekniklerin kullanılmasının önemli olduğunu belirtmişlerdir. Feministler, derinlemesine mülakat, odak grup mülakatı, etnografik analiz, sözlü tarih, içerik analizi, söylem analizi, örnek olay ve benzeri nitel tekniklerin kullanılmasının feminist bilim anlayışına da- ha uygun olduğunu belirtmişlerdir.

Sıra Sizde 2 : Bilimin temel ön kabulleri hangi sosyal bilim dallarında hangi konular ele alınarak eleştirilmiştir?
Sıra Sizde 2
Sosyoloji, bilimsel bilgi inşasına ve bilimin iktidar ve güç ilişkilerini de içeren bir biçimde kurumsal gelişimi- ne odaklanmış; antropoloji, bilgi ve toplum ilişkisinde kültürel dinamikleri keşfetmeye çalışmış; edebiyat disiplinini, dile ve anlatılara dayalı söylemsel ele alışın bilimselliğini öne çıkarmış ve felsefe de, bilimin episte- molojisini sorunsallaştırmıştır

Sıra Sizde 3 : Bilimin toplumsal güç ve iktidar ilişkilerine nasıl içsel olduğunu hangi düşünürler çalışmalarında nasıl sergilemişlerdir?
Sıra Sizde 3
Keller (1985) ve Longino (1990), toplumsal cinsiyet ile bilim arasındaki ilişkiyi tarihsel, psikolojik ve felsefi açı- lardan sorgulamış ve bilgi, nesnellik ve güç ilişkilerinin nasıl feminist yöntembilim ve epistemoloji çalışmaları- na katkıda bulunduğunu göstermiştir. Schiebinger (1989), toplumsal cinsiyet anlamlarının kadınların doğasına içsel olduğu anlayışına dayandırılarak, iktidarların bilimi nasıl biçimlendirerek, kadınların dışlandıklarını ortaya koymuştur. Harding (1991), bilimi kimin yarattığı ve bilimsel bilginin kime yaradığını sorgulayarak, bilimde nesnelliğin, ‘güçlü nesnellik’ anlayışı ile ele alınması gerektiğini savunmuştur. Haraway (1991), doğaya ve birer siber organizma/sistem olan ‘cyborglara’ ilişkin anlamları edebiyat yolu ile incelemiştir. Erkeksi bir proje olarak teknolojiyi reddetmekten ziyade, bu organizma ve sistemleri, makine/organizma, erkek/kadın, ben/diğer, akıl/beden ikilemlerinden kurtararak, feminist politikanın birer sorgu alanı olarak incelemiş- tir. Bu kapsamda, bilginin konumsal olduğunu vurgulayarak, feminist bilgi kuramına çok ciddi katkıda bulunmuştur. Traweek (1992)’de çalışmalarında, özellikle doğa ve fen bilimlerinde toplumsal ilişkilere yönelik ortak bir kültürün gelişmediği düşüncesinin bir mit olduğunu vurgulayarak, bilimsel kültürün tüm faaliyetlerinde güçlü sıradüzen ilişkilerinin varlığını göstermiştir.

Sıra Sizde 4 : Geleneksel epistemolojinin bilim anlayışını oluşturan temel önermelerin neler olduğunu betimleyerek nasıl tartışırsınız?
Sıra Sizde 4
Modernitenin geleneksel bilim yaklaşımı, araştırma nesnesine ilgi duyulmadan, ondan bağımsız olarak, güdü- lenmeden yoksun, tarafsız bir incelemenin mümkün olabileceğini kabullenen bir anlayışa sahiptir. Ancak, feministlere göre, öznelliklerin durumsal, konumsal, özgün özellikleri dikkate almaması nedeniyle, bu yak- laşım son derece sınırlayıcıdır. Geleneksel epistemolo- jiler, çoğu kez, erkek, beyaz, güçlü toplumsallıkları ve tarihsel, kültürel, etnik, sınıf değişkenlerini erkek mer- keziyetçi bir temelde ele alırlar. Pozitivist temelli bu epistemolojilerde, bilginin nesneleri olan araştırılanlar, bir bilen olarak araştırana içseldirler. Araştırılanların varsayılan gerçeklikleri, aynı şartlarda tekrarlanabilir ve gözlenen verilerle doğrudan sınanabilir. Bilenler, araş- tırma sonuçlarını kanıtlara dayalı olarak yorumladıkları için, anlamaya yönelik hiçbir sorumlulukları yoktur. Bi- lenler, sadece bilim ortamında sorgulanabilir oldukları için meşruiyete sahiptirler. Bilenler olarak araştırmacı- lar, bilgiyi öngörerek, kontrol ve manipüle edebilirler. Araştırmacılar, ne kendilerine, nede araştırma ortamına değer atfetmediklerinden, bilginin geçerliliği ve güverliği açısından hiçbir epistemik sorumluluk yüklen- mezler. Araştırmacılar, ne kendilerinden ve araştırma nesnelerinden, nede araştırma ortamından esinlenmez ve bu ortamla hiçbir kişisel ilişkiye girmezler. Bu anla- yışa göre, feminist epistemolojik yaklaşımlar, değer yük- lü, öznel ve kısmi oldukları için nesnellikten uzaktırlar.

Sıra Sizde 5 : Söylemsel bir inşa olarak radikal görecelilik ile duruş kuramını birbirleri ile kıyaslayarak açıklayınız?
Sıra Sizde 5
En genel kapsamı ve özellikleri ile radikal görecelilik anlayışı, dünyanın, onun hakkındaki düşüncelerimiz- den bağımsız olduğunu kabul eder. Ancak, düşüncele- rin karmaşık nedenler içerdiğini ve tekli olmayan, ucu açık değişen bir yapıya sahip olduğunu savunur. Ger- çekliğin ampirik olarak kendini belirlemesi (dışa vuru- mu) anlık bir durumdur. Nedensel değişkenler, hem aynı anda değişir hem de kusursuz olmadığından ger- çek olan mutlak değil, olasılıklı ve yaklaşıktır. Bu kap- samda, bilgi ne doğanın ne de kültürün bir aynasıdır. Bu nedenle, akıl yürütme asgari bir öneme sahiptir. Buna karşılık, duruş kuramı, bilginin özgün konumlar- da, kültürel ve tarihsel olarak inşa edildiğini ve değiş- ken olduğunu savunur. Ancak, bilginin kendiliğinden oluşmadığını, özgül ortamların (konum, durum, şart) bir bileşkesi olduğunu kabul eder. Bilginin konumsal, kısmi olmasına rağmen, göreceli olmaması nedeniyle herkesin bir pozisyona/duruşa sahip olduğunu savu- nur. Bu nedenle, bilgi, bilenler ve bilinenler ve bilimi içeren tüm ögelerin söylemleri ile inşa edildiğinden, bi- limsel sürece katılanların eylemlerine karşı duyarlıdır.


[b]ÜNİTE 03


Sıra Sizde 1 : Sanayi devriminin, kadının siyasal hayatında, nasıl bir etkiye sahip olduğunu söyleyebilirsiniz?
Sıra Sizde 1
Sanayi devrimi öncesi dönemde ev içi alan, aile hem üretim hem de tüketim alanıydı. Ancak sanayi devri- mi ile birlikte üretim ve tüketim alanları farklılaştı. Üretim alanına çıkan kadın ucuz işgücü haline gelir- ken, evde kalan orta sınıf kadın üretim alanından ta- mamıyla soyutlandı.


Sıra Sizde 2 : Sizce ülkeler arasında, siyasete kadının katılımı açısından neden farklılıklar gözlemlenmektedir?
Sıra Sizde 2
Inglehart’a göre (1977) ülkelerin tarihsel öznellikleri, kadınlar arasında siyasi katılım eğilimleri açısından or- taya çıkan farklılaşmayı açıklayabilir. Bir ülkenin uzun süre otoriter ve hiyerarşik açıdan güçlü yönetimler tara- fından yönetilmesi ya da ülkenin dinsel yapısı o ülke- deki kadınların oy verme sıklıklarını ya da siyasi eğilim- lerini etkileyebilmektedir. Dini yapının kuvvetli olduğu Fransa, ‹talya ya da Belçika gibi ülkelerde kadınların oylarını daha muhafazakâr partilerden yana kullandık- ları öne sürülmüştür. Dolayısıyla ülkeler arasındaki fark- lılıklar, ülkelerin öznel koşulları ile açıklanabilinir.


Sıra Sizde 3 : Türkiye hangi seçim sistemini uygulamaktadır ve bunun kadın temsili açısından sonuçları nedir?
Sıra Sizde 3
Türkiye’de nispi temsil sisteminin d’Hondt yöntemi benimsenmiştir. Bu seçim sistemi uygulanan kapalı liste yöntemi ile partilere kadın adaylara listelerde yer ver- mek açısından çok avantajlı bir konum tanımaktadır.

Sıra Sizde 4 : Kadın kotalarının uygulanmasını teşvik eden uluslararası antlaşmalar hangileridir?
Sıra Sizde 4
Bu konuda iki önemli uluslararası belge Kadınlara Kar- şı Ayrımcılığın Kaldırılması toplantısı sonucunda imza- lanan Kadınlara Karşı Her Tür Ayrımcılığın Önlenmesi- ne Yönelik Sözleşme (CEDAW) ile BM’in 4. Dünya Ka- dınlar Toplantısı sırasında kabul edilen 1995 Pekin Eylem Platformu Deklarasyonudur.. Bu toplantılar sonra- sında imzalanan belgelerde tüm karar verme pozisyon- larında kadınların bu toplulukların %30unu oluşturma- ları gerektiği ifade edilmiştir.


ÜNİTE 04

Sıra Sizde 1 : Eğitimdeki cam tavanın nedenlerini düşünelim. Sizce kadınların yönetici konumuna gelmelerindeki engel ‘isteksizlik’ten ibaret olabilir mi?
Sıra Sizde 1
Kadınların aile içi rollerde ve beklentilerde devam eden sorumluluklarının bu isteksizlikte ciddi payı olduğu ger- çektir. Ancak, okul yöneticiliğinin sunuluş ve yapılanış biçimine duydukları antipatiyi de dikkate almak gerekir. Erkeklerin iş ve toplum liderleri olarak kabul edilmiş rolleri; kadının erkeğe buyurmasını hoş karşılamayan normlar; yöneticiliği otorite, otoriteyi erkeklikle bağlan- tılandıran geleneksel anlayışlar; kadınların “yönetim gö- revlerinin gerektirdiği niteliklere sahip olmadıkları” ka- lıpyargıları (Günlük-fienesen, 1996) da mevcut eşitsiz- liklerin meşrulaştırılmasında rol oynamaktadır.


Sıra Sizde 2 : İlköğretimdeki anılarınızdan yararlanarak öğretmenlerin ya da yöneticilerin ne tür top- lumsal cinsiyet rolü telkinlerinde ya da uyarılarında bulunduklarından ya da bu konudaki eşitçi uygulamalarından örnekler veriniz.
Sıra Sizde 2
Genelde sınıf başkanlığı seçimleri için önerilenler, ders- liğin temizliğinden sorumlu olanlar kimlerdi? Erkek öğ- rencilerin küfürlü, argolu konuşmaları duymazdan geli- nirken kız öğrencilerin aynı biçimde davranmalarına karşı öğretmenler nasıl tepki verirdi. Seçeceğiniz bölüm ya da meslekle ilgili olarak yapılan öneriler arasında cinsiyetinizden dolayı size ‘yakıştırılan’ ya da ‘yakıştırıl- mayan’lar olmuş muydu? Sizin okulunuzda ‘kızların etek boyu’ ya da ‘erkeklerin küpe takması’ sorun edilir miy- di? Ya da tam tersine kız ve erkek öğrencilerin sıralarda karma oturmalarını gözeten, kimi kadın siyasetçileri ya da bilim kadınlarını da tanımalarını sağlayan, beden eğitimi etkinliklerini karma gruplarla düzenleyen, vb. öğretmen ve yöneticileriniz var mıydı?


Sıra Sizde 3 : Feminist kuramların, eğitimdeki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin açıklanması ve çö- zümlenmesi konusunda ne tür katkıları olmuştur dersiniz?
Sıra Sizde 3
Feminist kuramların bu konudaki en önemli katkısı, eğitimin hem iktidarın ve kültürün araçları olarak ne tür bir baskı ve tahakküm ortamı olduğunu hem de önem- li bir direnç ve değişim kaynağı olarak kullanılabileceğini göstermeleri olmuştur. Feminist araştırmalar, okul- daki normların, değerlerin, uygulamaların tıpkı yoksul- luk, ırk, etnisite, vb. gibi cinsiyet açısından da nötr ol- madığını, erkek merkezli işleyişlerini de ortaya koy- makta etkilidir. Okuldaki günlük yaşama kadınların penceresinden bakılması, cinsel taciz gibi, söylenemi- yenlerin söylenmesinde, bilimsel tarafsızlıkla nitelenen yöntemlerin ve bilgilerin de sorunsallaştırılmasında kat- kılarda bulunmuştur. Ve nihayet feministler eğitime eleştirel bakışlarını, sadece kadınlar için değil tüm in- sanlar için de dönüştürmeyi ve özgürleşmeyi sağlayan seçenek bir pedagoji modeli içinde bütünleştirmeyi he- deşemişlerdir.

Sıra Sizde 4 : Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle mücadelede eğitim neden ‘şart’ ama ‘yetmez’,
Sıra Sizde 4
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, tüm toplumsal kurumların işbirliği ile, kadınları eşitsiz kılan ev-içi alan, işgücü piyasaları ve siyaset dahil, tüm yapı ve koşulların da dönüştürülmesiyle birlikte düşünülmelidir. Gerçek bir dönüştürme, hem nedenlerle hem de sonuçlarla müca- dele anlamında daha kapsamlı bir yaklaşımı gerektirir. Kız çocukların ve kadınların eğitime katılması elbette çok önemlidir. Ancak ayırımcı ve baskıcı politikaların egemen olduğu bir eğitim sisteminde, kadın ya da erkek, eşit-özgür bireylerin yetiştirilmesi ne ölçüde sağlanabilir? Bu açıdan eğitim sisteminin ideolojisini, öğretim politika ve etkinliklerinin açık ve örtük iletilerini görmek, eğiti- min ataerkil ideolojinin yeniden üretiminde nasıl yaygın ve etkili bir araç olarak işlediğini göstermek ve bu işle- yişle yüzleşmek aynı derecede gereklidir.(Tan, 2008). O nedenle de eğitimin diline, içeriğine, yapısına ve günlük yaşamına sinmiş cinsiyetçi ögelerden arındırılması eğiti- me erişimle birlikte ve tüm öteki toplumsal, ekonomik, siyasal etmenlerle bütünlük içinde ele alınmalıdır.

DÜZENLEYEN : ARZU BAYRAK ÖZTÜRK
aöf ses,video,kitap gibi e-öğrenme ortamında bulunan kaynakları sitemizden indirmeniz yada indirdikten sonra kullanmanız ile ilgili sorun yaşarsanız aynı kaynaklara aöf e-öğrenme sayfasından da ulaşabilirsiniz.
lütfen kırık linkleri buraya tıklayarak bildiriniz
Share |


http://aofsosyoloji.wordpress.com




ONLINE DESTEK GRUBUMUZ İÇİN LÜTFEN KATILIN :https://www.facebook.com/groups/aofsosyoloji/
Kullanıcı avatarı
exe
 
Mesajlar: 2250
Kayıt: Sal Kas 03, 2009 11:18 am
Konum: İstanbul
okulunuz: Anadolu Üniversitesi AÖF
bölümünüz: Sosyoloji
sınıf: 4.sınıf
nesin sen: Admin

Dön Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisi (5.dönem)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir